Deniz Ticareti Hukuku Kısa Çalışma Notları

Deniz Ticareti Hukuku Kısa Çalışma Notu

            Deniz ticareti hukuku, deniz hukukunun alt dalı olarak kabul edilir.

            Deniz ticareti hukukunun özellikleri:

  1. Deniz ticareti hukukunda kavramların, genel hukuk terminolojisi içerisinde sahip oldukları anlamlardan farklı, özgün anlamları vardır. Örneğin; deniz ticareti hukukunda kurtarma faaliyeti kavramından anlaşılması gereken eşya kurtarmadır.
  2. Deniz ticareti hukuku diğer hukuk dallarına nispeten daha hızlı değişen ve gelişen bir hukuk dalı olarak karşımıza çıkmaktadır.
  3. Deniz ticareti hukuku milletlerarası bir niteliğe sahiptir.
  4. Tarihsel süreç içerisinde deniz ticaretindeki risklerin olumsuz sonuçlarının hafifletilmesi için sigorta hukuku doğmuştur.

Deniz Ticareti Hukukunun Kaynakları

  1. Uluslararası Sözleşmeler

Deniz ticaretine dair uluslararası sözleşme sayısı oldukça fazladır ancak Türkiye söz konusu sözleşmelerin pek azına taraf. Bu durum söz konusu alanda yeterince içtihat oluşmamasına da ayrıca neden olmuştur.

  • 1918 Eşya Taşıma Sözleşmesi
  • 1919 Brüksel Sözleşmesi
  • Kurtarmaya İlişkin Londra Sözleşmesi uluslararası sözleşmelerden bazılarıdır.
  1. Kanunlar

Temel olarak TMK, TBK, TTK haricinde Kabotaj Kanunu, Denizde Can ve Malın Korunmasına İlişkin Kanun, Sahil Güvenliği Kanunu, 4490 sayılı Gemi Sicili Kanunu ve 618 sayılı Limanlar Kanunu örnek verilebilir.

  1. Tüzükler

Sayıları fazla olmamakla birlikte normlar hiyerarşisinde bulundukları yer dolayısı ile deniz ticareti hukukunun kaynaklarındandır. Örnek olarak, Tehlikeli Eşyanın Taşınmazı Hakkında Tüzük örnek verilebilir.

Gemi

            TTK 931/1:

            “Tahsis edildiği amaç, suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etme özelliği bulunmasa da bu kanun bakımından gemi sayılır.”

            Mülga TTK 816:

            “Tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması, denizde hareket etmesi imkanına bağlı bulunan ve pek küçük olmayan her türlü tekne gemi sayılır.”

Mülga TTK ile TTK’nın Gemi Tanımları Arasındaki Farklar

  1. Mülga TTK “tekne” tabirini kullanırken; TTK “araç” tabirini kullanmıştır. TTK yeni tanımla gemi kavramının kapsamını genişletmiştir.
  2. İster denizde ister iç sularda çalışsın kanundaki özelliklere sahip araçlar gemi kabul edilir. Yani nehir, göl, suni göl vs. üzerinde çalıştırılan araçlar da TTK’nın gemi tanımına dahildir. Mülga TTK ise denizde hareket etme şeklinde tanımlamıştı.

Geminin Unsurları

  1. Geminin Suda Hareket Etme Amacına Tahsis Edilmiş Olması Gerekir.

Gemiye ait bütün özelliklere sahip olmasına rağmen iskeleye daimi olarak bağlanmış halde bulunan araç TTK’ya göre gemi sayılmaz.

  1. Yüzme Özelliği Olmalıdır.

Gemi kendiliğinden veya bir araç yardımıyla yüzebilir, hatta bu yüzüş eylemi suyun üzerinde değil suyun altında da pek tabi olabilir. Dolayısıyla su altında yüzen araçlar da gemi olarak kabul edilir.

  1. Pek Küçük Olmamalıdır.

İşbu hususa bakılırken denizcilik örf ve adetlerine bakılır. Kanun’da “pek küçük olmama” tabirinden ne anlaşılacağı açıkça belirtilmemiştir. Dolayısıyla pek küçük araç gemi kabul edilmemelidir, örneğin, kanunun tanımına uygun olmasına rağmen jet-ski aracının gemi olarak kabulü olanaklı değildir.

  1. Ortada Bir Araç Olmalıdır.

Geminin Hukuki Niteliği

            TTK 936/1:

            “Sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler bu kanunda ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır.”

            İşbu düzenlemenin aksi yönde olarak; İİK’daki ilgili maddeye göre gemi siciline kayıtlı olan gemilerin satışında İİK’nun taşınmazlara ilişkin hükümleri uygulanır. Sicile kayıtlı olmayan gemiler bakımından ise bayrağı ne olursa olsun taşınır eşyanın satışına ilişkin hükümler uygulanır.

            TTK 937/2 düzenlemesi doğrultusunda belirtildiği üzere TMK 429-444-523-635 maddelerinin uygulama alanına giren konularda gemi (ister yapım aşamasında ister tamamlanmış olsun) taşınmaz rehinine dahildir.

Gemi Vasfının Kazanılması

            Doktrinde hakim görüşe göre bir geminin inşasının tamamlanması ve kızakla suya indirilmesinden itibaren gemi vasfı kazanılmış olur. Ayrıca bunun dışında TT 936’daki şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu şartlar gerçekleştirilip gemi suya indirildiğinde gemi vasfı kazanılmıştır.

Gemi Vasfının Kaybedilmesi

  1. Kurtarılamayacak Şekilde Batma
  2. Tamir Kabul Etmez Hale Gelme

TTK 933’e göre gemi hiç tamir edilemeyecek durumda olmalı ya da bulunduğu yerden başka yerde tamir edilecekse o yere götürülemeyecek durumda olması durumudur. Bu durumları tespit ve takdir edecek makam liman başkanlıklarıdır. Sicile kayıt bir gemi kurtarılamayacak şekilde batmış ya da tamiri mümkün değilse geminin sicilden kaydının silinmesi için haklı neden teşkil eder.

  1. Geminin Farklı Bir Amaca Tahsis Edilmesi

Geminin Bütünleyici Parçaları ve Eklentileri

            TMK 684:

            “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da maliktir.”

            Bütünleyici Parça: Yerel adetlere göre asıl şeyin, temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğramadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Geminin bütünleyici parçasına geminin motoru, pervanesi örnek verilebilir. Çünkü bunlar gemiden ayrıldığında gemi yapısı değişir, zarara uğrar.

            Bütünleyici parça gemiden bağımsız olarak herhangi bir hukuki işleme konu edilemez, üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Yani asıl şeyin hukuki kaderi neyse bütünleyici parçanın kaderi de odur.

            TMK 686:

            “Bir şeye ilişkin tasarruflar aksi belirtilmedikçe onun eklentilerini de kapsar.”

            Eklenti: Asıl şey malikinin anlaşılabilir arzusuna veya yerel adetlere göre işletilmesi, koruması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleşme, takma veya başka bir şekilde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.”

            Eklenti asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu özelliğini kaybetmez.

            Eklentide bağlantı unsuru daha zayıftır. Eklenti esaslı unsur değildir. Eklenti gemiden ayrı olarak bir hukuki işleme konu olabilir, üzerinde ayrıca tasarruf edilebilir. Ayrıca gemiden geçici olarak ayrılmakla geminin eklentisi olma özelliğini kaybetmez.

Gemilerin Sınıflandırılması

            TTK 935/1:

            “Aksini öngören kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kanun deniz ticareti ile ilgili hükümleri ticaret gemileri hakkında uygulanır.”

  1. Ticaret Gemileri – Ticaret Gemisi Olmayan Gemiler

Suda ekonomik menfaat elde etme amacına tahsis edilen veya böyle bir amacı olmamasına karşın fiilen böyle bir amaç için kullanılan her gemi kimim tarafından ve kimin hesabına kullanılırsa kullanılsın ticaret gemisi sayılır. Bu tanıma göre ekonomik menfaat elde etme amacına tahsis edilmemiş ama fiilen bir kez bile olsa böyle bir amaç için kullanılan gemi en azından o olay bakımından ticaret gemisi sayılır ve TTK hükümlerine tabi olur.

  1. Denize Elverişli Gemi – Elverişsiz Gemi

TTK 932/1:

“Gövde, genel donatım, makine, kazan gibi esas kısımları bakımından yolculuğun yapılacağı, sudan ileri gelen tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi denize elverişli sayılır.”

Denize elverişli olmayan gemiler seyrüsefer yapamaz. Seyrüsefere çıkmak için liman başkanlığından çıkış belgesi almak gerekir. Bu belgeyi almak için de ilk şart denize elverişli gemi olmaktır. Denize elverişli olmak yüke elverişli olmak veyahut yola elverişli olmak anlamına gelmemektedir.

TTK 932/2:

“Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının sayısı ve yeterliliği bakımından yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli niteliklere sahip bulunduğu takdirde yola elverişli sayılır.”

Yola elverişli gemi olabilmesi için öncelikle gemi denize elverişli olmalıdır. Yola elverişli gemi zaten denize de elverişlidir.

TTK 932/3:

“Soğutma tesisatı da dahil olmak üzere eşya taşımada kullanılan kısımları eşyayı kabulüne, taşımasına ve muhafazasına elverişli olan gemi yüke elverişli sayılır.”

Geminin Hüviyetini Tayin Eden Unsurlar

            Bir gemiyi diğer gemilerden ayırt etmeye yarayan unsurlardır. Bunlar:

  • Geminin adı
  • Geminin sınıfı
  • Geminin tabiiyeti
  • Geminin büyüklüğü-hacmi

  1. Geminin Adı

TTK 938/1:

“Geminin ilk Türk maliki gemiye dilediği adı vermekte serbesttir. Şu kadarki seçilen ad karıştırılmaya yol açmayacak şekilde başka geminin adlarından farklı olmalıdır.

Gemi tasdiknamesi verilmiş olan bir geminin adı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın izniyle değiştirilebilir.”

TTK 939/1:

“Sicile kayıtlı bir geminin bordrosunun her iki tarafına adı, kıçına da adı ile bağlama limanı, silinmez bozulmaz ve kolayca okunacak harflerle yazılır.”

Sicile kayıtlı olmayan gemiler bağlama kütüğüne kayıt olmak zorundadır. Geminin kaydı yapıldıktan sonra bağlama limanına götürülür.

Bağlama Limanı: Bağlama limanı, bir nevi geminin ikametgahıdır. Kanundaki tanıma göre bağlama limanı gemiye ait seferlerin idare edildiği yerdir. Bu yer bir liman olabileceği gibi karada hatta yurt dışında bir yer de olabilir.

Gemi bağlama limanının bulunduğu yerdeki sicile kaydedilir. Bağlama limanının geminin sağına soluna ve kıçına yazılması gerekir. Ayrıca donatana açılacak davalarda bağlama limanı mahkemeleri de yetkilidir.

  1. Geminin Sınıfı

Geminin sınıfı geminin sahip olduğu teknik özelliklere göre belirlenir.

Geminin sınıflandırılmasına kullanılan yöntemler ve bu yöntemleri kullanan alanında uzmanlaşmış uluslararası klas kuruluşları gemiyi sınıflandırır. Bu sınıflandırmanın yapılabilmesi için imzalanan sözleşme bir eser sözleşmesidir. Bu kuruluşların düzenlediği belgeler fiili karine oluşturur. Aksi ispatlanıncaya kadar doğru olduğu kabul edilir.

Klas kuruluşlarının düzenlediği belgelere güvenerek işlem yapan ve zarara uğrayan kişiler klas kuruluşlarını dava edebilir. Sorumluluk TBK istisna hükümlerine göre belirlenir.

  1. Geminin Büyüklüğü

Büyüklükten kasıt hem geminin hacmi hem de ağırlığıdır.

Grostonaj: Geminin tüm kapalı yerlerinin hacmine eşittir.

Geminin Ölü Ağrılığı: Geminin kendi ağırlığı da dahil olmak üzere taşıyabileceği maksimum ağırlıktır. Gemi tam dolu iken ne kadar ağırlık taşıyabilir, bunun tespit edilmesini sağlar.

  1. Geminin Tabiiyeti (Bayrağı)

Geminin tek bir tabiiyeti olur. Bayraksız gemi uluslararası hukukta korsan ya da deniz haydutu olarak adlandırılır ve her türlü müdahaleye açık hale gelir.

Gemi bayrağına göre hukukumuzda Türk gemisi ya da yabancı gemi olarak adlandırılır.

Kural olarak bir gemi sadece bir devletin bayrağını çekebilir.

Gemilerde alım-satım, uluslararası seyrüsefer, yolcu-yük taşıması, suç işlenmesi vs. durumları açısından geminin bayrağı önemlidir. Zira açık denizlerde bu ilişkilerde geminin bayrağını çektiği devletin hukuk kuralları uygulanır.

Bir Geminin Türk Bayrağı Çekmesi

            TTK 940/1:

            “Her Türk gemisi Türk bayrağı çeker.

            Yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi Türk gemisidir.

            Birden fazla kişiye ait olan gemiler:

  1. Paylı mülkiyet halinde payların çoğunluğunun
  2. Elbirliğiyle mülkiyet halinde maliklerin çoğunluğunun

Türk vatandaşı olması kaydıyla Türk gemisi sayılır.

Türk kanunları uyarınca kurulup da:

  1. Tüzel kişiliğe sahip olan kuruluş, kurum, dernek ve vakıflara ait olan gemiler, yönetim organını oluşturan kişilerin çoğunluğunun Türk vatandaşı olması
  2. Türk ticaret şirketlerine ait olan gemiler, şirketi yönetmeye yetkili olanların çoğunluğunun Türk vatandaşları olmaları ve şirket sözleşmesine göre oy çoğunluğunun Türk ortaklarda bulunması; anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde ayrıca payların çoğunluğunun nama yazılı ve bir yabancıya devrinin şirket yönetim kurulunun iznine bağlı bulunması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.

Türk ticaret siciline tescil edilen donatma iştiraklerinin mülkiyetindeki gemiler paylarının yarıdan fazlası Türk vatandaşlarına ait ve iştiraki yönetmeye yetkili paydaş donatanların çoğunluğu Türk vatandaşı olmaları şartıyla Türk gemisi sayılır.”

Ön koşul o tüzel kişinin Türk kanunlarına göre kurulmasıdır. Aksi halde, yönetim organı gerekli şartları sağlamış olsa bile Türk gemisi sayılmaz, Türk bayrağı çekemez.

Bir kollektif şirkette yöneticileri tespit etmek için şirket sözleşmesine bakılır. Şirket sözleşmesinde yönetici belirtilmemişse bütün ortaklar şirketi yönetmeye yetkilidir. Bu durumda ortakların çoğunluğunun Türk vatandaşı olması gerekir.

Bir komandit şirkette komanditer ortak yönetici olarak belirlenemez. Hata ile komanditer ortaklardan biri yönetici olarak seçildi ise ve bu şekilde yönetimdeki oy çoğunluğu çıktı ise bu gemi Türk bayrağı çekemez.

Anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde ticaret şirketlerindeki şartlardan ayrı olarak 2 şart daha aranmaktadır:

  1. Şirket paylarının çoğunluğunun nama yazılı pay olması
  2. Bu payların bir yabancıya devrinin şirket yönetim kurulunun iznine bağlanmış olması

Yani Türk kanunlarına göre kurulan, yöneticilerin çoğunu Türklerin oluşturduğu, oyların çoğunluğuna Türklerin sahip olduğu, payların çoğunun nama yazılı olduğu ve bu payların yabancılara devrinin yönetim kurulu iznine bağlı olduğu anonim veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkete ait bir gemi Türk gemisi sayılır ve Türk bayrağı çekebilir.

TTK 940/5: Donatma iştirakini düzenlemiştir.

Donatma İştiraki: Birden fazla kişinin paylı mülkiyet esaslarına göre bir araya gelerek, hepsi adına ve hesabın bir gemiyi işletmesidir. Tüzel kişiliği yoktur.

Donatma iştirakine ait bir geminin Türk bayrağı çekebilmesi için:

  1. Payların yarısından fazlasının Türk vatandaşlarına ait olması gerekmektedir.
  2. İştiraki yönetmeye yetkili paydaş donatanların çoğunluğunun Türk vatandaşı olması gerekir.

TTK 940 düzenlemesinin istisnaları:

  1. TTK 941/1: Türk gemisinin yabancı bayrak çekmesi.

Bir Türk gemisi, TTK 940’daki şartları taşımayan bir kişiye işletilmek üzere en az 1 yıl süreyle bırakılırsa geminin malikinin istemi üzerine bakanlık geminin bırakılma süresince o ülke kanunları buna imkan sağlıyorsa, geminin yabancı bayrak çekmesine izin verebilir.

Yabancı bayrak işletme süresince çekilir yani gemi yine Türk gemisidir.

  1. TTK 941/2: Yabancı bir geminin Türk bayrağı çekmesi.
  • Gemi yabancı bir gemi olmalıdır.
  • Bu gemi TTK 940’ta belirtilen kişilere yani o gemiye Türk bayrağı çekebilecek kişilere kendi adlarına işletilmek üzere bırakılmış olmalı.
  • İşletme en az 1 yıl sürmeli.
  • Malikin rızası alınmış olmalı.
  • Türk mevzuatının kaptan ve gemi zabitleri hakkındaki hükümlerine uyulmuş olmalı.
  • O yabancı devlet kanununda bu durumu engelleyen bir hüküm bulunmamalı.

Bu şartların varlığı halinde bakanlık Türk bayrağı çekilmesi için izin verebilir. İzin alan kişi bu şartların devam ettiğini yani varlığının her 2 yılda bir bakanlığa ispat etmelidir.

Yabancı bir geminin Türk bayrağı çekmesine izin verilmişse bu gemi bakanlık tarafından tutulan özel bir sicile kaydedilir. Aslında bu bir sicil değil geçici bir kayıttır.

Bayrak Çekme Hakkının Kullanılması

            Milli sicile kayıtlı gemiler “gemi tasdiknamesi” denilen bir belge ile bayrak çekme hakkını kullanır. Bu belge sicile kayıtlı gemilerin nüfus cüzdanı gibidir. Her zaman gemide bulunması gerekir. Gemi tasdiknamesi geminin tescil edildiği sicil memurluğu tarafından verilir.

            Bayrak çekme hakkının kullanılmasını sağlayan bir diğer belge de “bayrak şahadetnamesi” dir. Bayrak şahadetnamesi belli durumlarda verilir ve gemi tasdiknamesi yerine geçer. Bu belgenin verildiği 4 durum vardır:

  1. Türkiye Dışında İnşa Edilen Gemi.

Bu gemiye bayrak şahadetnamesi başvuru üzerine geminin bulunduğu ülkedeki Türk konsolosluğu verir. Gemi sicile kaydolduğunda gemi tasdiknamesi düzenlenecek ve bayrak şahadetnamesinin hükmü ortadan kalkacaktır. Bayrak şahadetnamesinin süresi 1 yıldır. Ancak mücbir sebeplerin varlığı halinde bu süre ilgili makamlarca uzatılabilir.

  1. Türk Tersanelerinde İnşa Edilen Ancak Türk Bayrağı Çekme Şartlarını Taşımayan Gemi.

Geminin tescil edileceği yer Türkiye dışında bir yer ise gemiye bu yere kadar gidebilmesi için bayrak şahadetnamesi verilir.

  1. TTK 941/2 Kapsamında Türk Bayrağı Çekmeye Hak Kazanan Yabancı Gemiler.

TTK 941/2’ye göre Türk bayrağı çekme hakkını kazanan gemi milli sicile tescil edilmez, çünkü Türk gemisi değildir. Özel bir sicile kaydedilir. Bu geminin Türk bayrağı çekme hakkını kullanması da bayrak şahadetnamesi düzenlenmesi suretiyle olur.

  1. Bayrak Çekme Hakkını Kaybeden Gemiler.

Bir gemi TTK 940-941’de yer alan koşulları ortadan kalkarsa Türk bayrağı çekme hakkını kendiliğinden, başka bir işleme gerek kalmadan kaybeder. Bu durum bazı sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Türk bayrağı çekme hakkının kaybedildiği ilgili makamlara bildirilmelidir. Bu bildirim çeşitli sebeplerle yapılmayabilir. Bunun gibi durumlarda geminin bayraksız kalmasını önlemek için kanun koyucu 6 ay daha Türk bayrağı çekebilme hakkı tanıyor. Bu süre içinde gemi bayrak çekme hakkını bayrak şahadetnamesi yoluyla kullanır.

Bayrak Çekme Hakkının Kaybedilmesi

            TTK 940 ve 941 maddelerindeki şartlar ortadan kalkarsa geminin Türk bayrağı çekme hakkı kendiliğinden son bulur. Türk bayrağı çekme hakkı kaybedildiğinde ilgililerin gecikmeksizin durumu bakanlığa bildirmesi gerekir. Gemiler sadece TTK’ya göre değil başka kanunlara göre de Türk bayrağı çekme hakkını kazanabilir.

4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu

            Bu kanuna göre gemi siciline kaydedilecek gemiler şunlardır:

  • Türkiye’de oturan yabacı veya Türk gerçek kişiler ile Türkiye’de Türk kanunlarına göre kurulan şirketlere ait gemiler ve yatlar.
  • Yurt dışında finansal kiralama yoluyla temin edilen gemiler ve yatlar.

Bu gemiler içinde bayrak çekme hakkı, gemi tasdiknamesi veya bayrak şahadetnamesi yoluyla kullanılır. Bu gemiler sadece bayrak çekme hakkını kullanabilirler. Kabotaj hakkını kullanamazlar. Bu gemilerin kabotaj hakkını kullanabilmesi için TTK 940’daki şartları taşıması gerekir.

Turizmi Teşvik Kanunu

            Madde 27/3:

            “Türk bayrağı çekemeyen deniz turizmi araçlarına 6762 sayılı TTK’nun 823. Maddesine bağlı kalınmaksızın Türk bayrağı çekmesine izin vermeye bakanlık yetkilidir.”

            Deniz turizm araçları; gezi, spor, eğlence ve turizm amaçlı olarak denize elverişlilik belgesine sahip gerçek veya tüzel kişilere ait özel ve ticari yatlar, yolcu gemileridir.

            Bağlama kütüğüne kayıt sicile kayıtlı olmayan ticaret gemileri ile özel gemiler için zorunludur. Bağlama kütüğü ile birçok gemi kayıt altına alınmıştır ve bu yolla bağlama kütüğüne kayıtlı gemilere Türk bayrağı çekme hakkı tanınmıştır. Bu gemilerin ruhsatı olması yeterlidir. Bu gemiler kabotaj hakkından yararlanamazlar. Yararlanabilmeleri için TTK 940’da yer alan şartları sağlamaları gerekmektedir.

Ticaret Gemilerinde Bulundurulması Gereken Belgeler

            Bu belgeler; gemi tasdiknamesi, bayrak şahadetnamesi, denize elverişlilik belgesi, gemi tonalite belgesi, gemilerde çatışmayı önleme tüzüğü, emniyet belgesi, sigorta veya mali güvence belgeleri, liman çıkış belgesi, gemi adamları belgeleri, gemi jurnali.

            Geminin esaslı belgelerinde eksiklik varsa gemini yola çıkmasına izin verilmez.

TTK’nın Deniz Ticaretine İlişkin Hükümlerinin Uygulanma Kapsamı

            TTK 935’e göre aksini öngören kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla Ticaret kanununun deniz ticareti ile ilgili hükümleri sadece ticaret gemileri hakkında uygulanır. Genel kural budur.

            İstisnaları:

  1. Yatlar, denizci yetiştirme gemileri gibi sadece gezinti, spor, eğitim-öğretim ve bilim amaçlarına tahsis edilmiş gemiler.

Bu gemiler ticari amaçlı kullanılmazlar. Bu gemilere TTK’nın “gemi, kaptan, gemi alacakları, cebri icraya ilişkin özel hükümler, çatma ve kurtarma bölümleri uygulanır.

  1. Münhasıran bir kamu hizmetine tahsis edilen devlet gemileri ile donanmaya ait savaş ve yardımcı gemiler.

Devletin ticari amaçla işlettiği gemiler ticaret gemisi sayılır. Ancak bir kamu hizmetine tahsis edildiyse ticaret gemisi sayılmaz.

Devlet gemileri ve savaş gemileri statüsü farklı olduğu için bunlara TTK hükümleri uygulanmaz. Ancak bazı durumlarda TTK’nın bazı hükümleri uygulanır. Örneğin; bir ticaret gemisi ile savaş gemisinin denizde çarpışması, bir ticaret gemisinin batmak üzereyken savaş gemisi tarafından kurtarılması vs. hallerinde savaş gemilerine de TTK’nın çatma ve kurtarmaya ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca TTK’nın gemi alacaklarına karşı sorumluluğunun sınırlaması hükümleri ile donatanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğu devlet ve savaş gemilerine de uygulanır.

  1. Yabancı Bir Devlet veya Onun vatandaşları Adına Türkiye’de Yapılmakta Olan Gemiler.

Bayrak şahadetnamesine ilişkin TTK 935/22de sayılan hükümler, gemi siciline ilişkin bazı hükümler bu gemilere de uygulanır.

Gemi Sicili

            Üç çeşit gemi sicili vardır:

  • TTK’da düzenlenen gemi sicili. (Milli Gemi Sicili)
  • Yapı halindeki gemilere ilişkin sicil.
  • Türk uluslararası gemi sicili.

Gemi Sicili: Belli bazı niteliklere sahip olan, gemilerin kimliğini tespite imkan veren unsurları ile gemiler üzerindeki ayni haklara, şerhlere ve tasarruf kısıtlamalarına yer veren resmi bir sicildir.

Gemi üzerindeki haklar sicile kaydedilerek aleniyeti sağlanır.

Gemi sicili TMK 7 anlamında resmi sicillerdendir. Dolayısıyla aksi ispat oluncaya kadar gemi sicilindeki bilgilerin doğru olduğu kabul edilir. Aksi her zaman ve her türlü delille ispat edilebilir.

Milli Gemi Sicili

TTK’ya göre Türk gemileri için ulaştırma bakanlığının uygun göreceği yerlerde gemi sicili tutulur. Türk gemileri için tutulduğundan bu sicilin adı milli sicildir.

Türkiye’de 10 adet gemi sicili vardır: Antalya, Bandırma, Çanakkale, İskenderun, İstanbul, İzmir, Mersin, Samsun, Trabzon ve Zonguldak. Bu gemi sicillerinin kapsamında kurulacak olan liman başkanlıkları da ulaştırma bakanlığının teklifi üzerine bakanlar kurulunca belirlenir.

Gemi sicili liman başkanlıkları nezdinde çalışan sicil memurları tarafından tutulur.

Gemi sicil memurlukları bağımsız değildir. Gemi sicilleri o yerdeki deniz ticaret davalarına bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi nezdinde tutulur. Asliye ticaret mahkemesi yakın bir yerde yoksa o zaman o yerde ticaret davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesi nezdinde tutulur.

Eğer bir yerde birden fazla deniz ticaret işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi varsa hangisinin gözetimi altında sicilin tutulacağını Adalet Bakanlığı’nın önerisi üzerine HSK tarafından belirlenir.

Gemi sicil müdürlükleri, sicile kayıt, sicil kayıtlarının değişikliği ve sicil kayıtlarının silinmesi işlerini yapar. Bu işlemlere karşı ilgililer durumu öğrendikleri tarihten itibaren 8 gün içerisinde mahkemelere itirazda bulunabilirler. Mahkeme de itirazla ilgili dosya üzerinden inceleme yapar ve itirazı karara bağlar. Ancak mahkeme gerekli görüyorsa duruşma yapmaya karar verebilir.

Tadil (Değişiklik)

Kural, bir husus gemi siciline tescil edilmişse, bununla ilgili değişikliklerin de tescil edilmesidir. Buna tadil denir ve tescilde uygulanan usule tabidir. Tescille ilgili hususlarda değişiklik olması durumunda geminin maliki veya maliklerinden biri bu durumu gecikmeksizin sicil müdürlüğüne bildirmelidir.

Bir donatma iştiraki söz konusuysa gemi müdürü de malikler gibi bu bildirimi yapabilir. Gemi birden fazla kişi tarafından temsil edilen bir tüzel kişiliğe aitse bu temsilcilerden birinin talebi yeterlidir.

Gemi Sicilinden Silinme (Terkin)

  1. İstem Üzerine Terkin
    1. Tescili Zorunlu Gemilerin İstem Üzerine Terkini

Tescili zorunlu gemilerde gemi malikinin geminin sicilden silinmesini isteyebilmesi için bir geminin kurtarılamayacak şekilde batması, tamir kabul etmez hale gelmesi veya herhangi bir suretle Türk bayrağı çekme hakkını kaybetmiş olması gerekir. Bu durumlardan biri gerçekleşmiş ise malik ya da maliklerden biri sicil müdürlüğüne gideren kaydın silinmesini talep etmelidir.

Geminin kurtarılamayacak şekilde batması halinde gemi üzerindeki bütün gemi hakları sona erer. Böyle bir durumda malik terkin talebinde bulunduğunda sicil müdürü doğrudan kaydı silebilir. Hak kalmadığı için hak sahiplerine haber vermek de gerekmez.

Geminin tamir kabul etmez hale gelmesi, durumunda gemi yine enkaz kabul edilir ancak hak sahiplerinin bu enkaz üzerindeki hakları devam eder. Gemi maliki istemde bulunduğunda sicil müdürü geminin sicilden terkin edileceğini hak sahiplerine haber vermelidir. Onlara belli bir süre verir ve bu süre içinde görüşlerini açıklamalarını ister. Eğer bu süre içinde terkine itiraz etmemişlerde yahut yapılan itirazlar mahkemece kabul görmez ise bu karar kesinleşir ise geminin kaydı silinir. İtiraz mahkemece uygun görülürse kayıt silinmez.

Geminin Türk bayrağı çekme hakkını kaybetmesi halinde, sicil memuru yine hak sahiplerine durumu bildirmek ve onların onayını istemek zorundadır. Burada sicilden terkin için hak sahiplerinin onay göstermesi aranırken geminin tamir edilemez şekilde batması durumunda itiraz etmemeleri şartı aranır. Bu durumda terkin talebinde bulunacakların hak sahiplerinin rızasını gösteren belge ile sicil müdürlüğünce başvurmaları gerekir. Belgelenmediği takdirde sicil kaydı silinmez. Buradan şöyle bir sonuç çıkmaktadır, ipotek hakları sonradan sona ererse bu durumda malik rızayı belgelemek zorunda olmadığı için tekrar terkini isteyebilir.

  1. Tescili İsteğe Bağlı gemilerin İstem Üzerine Milli Gemi Sicilinden Silinmesi

Bu tür gemilerin sahipleri talepte bulunursa gemi sicilden terkin edilmek zorundadır. Ancak bunun için ipotekli alacaklıların ve gemi sicilinin içeriğine göre ipotek üzerinde hak sahibi olan 3. Kişilerin buna onay vermeleri gerekir. Geminin kurtarılamayacak şekilde batması, tamir kabul etmez hale gelmesi ya da bayrak çekme hakkını kaybetmesi söz konusu olursa yine yukarıdaki prosedür geçerlidir.

  1. Re’sen Terkin
    1. Sicile Tescili Caiz Olmayan Bir Gemi Tescil Edilmişse
    2. Bir Geminin Kurtarılamayacak Şekilde Batması, Tamir Kabul Etmez Hale Gelmesi veya Türk Bayrağı Çekme Hakkını Kaybetmesine Rağmen Malikin Durumu Sicil Müdürlüğüne Bildirilmemesi.
    3. Bir Gemi Hakkında 20 Yıldan Beri İşlem Yapılmaması

Böyle bir geminin kaydının terkini için aynı zamanda bakanlıktan alınan bilgilere göre geminin artık mevcut olmadığını veya denizcilikte kullanılmayacağına kanaat getirilmesi gerekir. Ayrıca geminin üzerinde kurulu bir ipotek hakkının olmaması gerekir. Sicilindeki kaydın silinmesi durumlarından biri varsa liman başkanlıklarındaki personeller durumu tespit eder. Sicil memuru öneride bulunur. Mahkeme de kaydın terkinine karar verir.

  1. Geminin Türk Uluslararası Gemi Siciline Kaydolması

Türk uluslararası gemi siciline tescil isteğe bağlıdır. Bunun için öncelikle milli gemi sicilinden geminin tescilinin silinmesi gerekir. Ancak bunun hangi usule göre yapılacağı Türk Uluslararası Gemi Sicili Yönetmeliği’nin 8. Maddesinde ifade edilmiştir. Buna göre: “Bir gemi hakkında TUGS’ne kayıt için tescil başvurusu yapıldığında yönetmelikte belirtilen belgelerin gemi sicil memuruna verilmesi gerekir. Malikin gerekli belgelerle TUGS’ne başvurması halinde sicil memuru milli gemi sicili müdürlüğüne gider ve oradaki kayıtla ilgili dosyanın örneğini ister. Bu kayıt doğrulandıktan sonra TUGS’ne kaydedilir. Gemi üzerinde bulunan haklar aynen TUGS’ne aktarılır. Milli gemi sicilindeki kayıt silinir. Geminin kaydının TUGS’nden silinmesi gündeme gelirse hak sahiplerinin rızası gerekir.

Re’sen Terkin Usulü

                        20 yıldır üzerinde işlem yapılmayan bir gemi söz konusu ise ilgili birimlerin durumu tespiti ile mahkeme harekete geçer ve terkin edilmesine karar verir. Diğer hallerde sicil müdürü TTK 33’ü uygular. Bu hallerde ilgililer derhal durumdan haberdar edilir, kendilerine bir süre verilir. Eğer ilgililer tespit edilemiyorsa bu durum Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilir. Mahkeme kararının kesinleşmesiyle geminin sicilden kaydı silinir.

Geminin Sicildeki Kayıtlarının Hükümleri

  1. Açıklayıcı (Bildirici) Kayıtlar

Bir durumu sadece açıklayan kayıtlardır. Hakkın kurulması üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Gemi ve bayrak çekme hakkı ile ilgili maddi vakıaların sicile kaydedilmesi açıklayıcı niteliktedir. Örneğin; bir geminin bağlama limanının belirlenmesi, bir geminin mülkiyetinin kazanılması vb.

Not: Bir geminin bayrak çekme hakkının kullanılmasıyla ilgili kayıtlar kurucudur.

  1. Kurucu Kayıtlar

Eğer bir kayıt kurucu kayıt ise hak doğması için bu kayda ihtiyaç vardır. Hakkın kurulması kaydın yapılmasına bağlıdır. Örneğin; ipotek hakkının kazanılması, devri, muhtevasının değiştirilmesi, intifa hakkı tesisi vb.

Not: Gemi siciline kayıtlı olup donatma iştiraki şeklinde işletilen gemilerde paydaş donatanların iştirak paylarının devri kurucu niteliktedir. Ancak donatma iştirakinde gemi paylarının devrinin tescili açıklayıcı niteliktedir.

Kaynak gösterilmeden yazılardan alıntı yapılmaması ve bir kısmını yada tamamının kullanılmaması gerekir.

Aykırı hareket edenler hakkında her türlü başvuru, talep, dava ve şikâyet hakkım saklıdır.

E-posta: avyagizgundogdu@gmail.com

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Çetin Çiv dedi ki:

    teşekkürler

    Beğen

  2. Gamze dedi ki:

    Merhaba çok güzel bir ders notu olmuş teşekkürler.Devamı yok mu ?

    Beğen

    1. Merhabalar. Öncelikle teşekkür ederim. Devamı derken kastettiğiniz konuları anlamadım. Bu not bir hukuk fakültelerinin müfredatını kapsıyor, bu notun haricinde başkaca konuların ele alındığı bir not maalesef mevcut değil.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s